31 Mart 2012 Cumartesi

ve Reklamcıinsankişisi spora başlar

vatana millete hayırlı olsun, ülkenin dört bir yanında davullarla zurnalarla kutlansın. bundan tam 16 gün önce spora başladım! uzun zamandır kendini sadece yemek yemeğe adamış, dünya mikime minare havalarında, üstelik fit kızları gördüğünde özgüveni tavan yapan ''boşsunuz siz boş! ben her halimle güzelim. balık etliliğimle gurur duyuyorum, i lav göbişim simitlerim balık etlerim'' diyen biriyken şu 2 haftada öyle bir evrim geçirdim ki, bambaşka biri oldum. sanki biri geldi ve benim yerime başka birini koydu o derece kendimi tanıyamıyorum.

hatırlamadığım kadar zamandır spor diye birşey hayatımda yoktu. spor yapmadan, oturduğum yerde diyete başlayarak zayıflayacağımı sanıp, 2 gün salata yedikten sonra aynaya bakıp ''valla zayıfladım ben yaa!'' diyebiliyordum. her pazartesi diyete başlayıp salı günü bozanlara nasıl imreniyordum var ya.. deli misin deme çünkü ben öyle herkes gibi değildim. pazartesi sabah gayet plansız, spontan bir şekilde diyete başladığımı sanarak suya salataya filan abanıp 4 saat sonra acıktım ben yaa diye kalkıp hayvanlar gibi yemeğe geri dönen biriydim. irade denen şey yeryüzünde bir tek bende yok sanırdım ama varmış ve buna gerçekten sevindim. çünkü bir ara kendimden umudu tamamen kesmiştim. Allahtan evdeki tartı bozulmuştu da aylardır tartılmıyordum. durumun vehametinin farkındaydım, bana tekrarlanmasına hiç gerek yok.

ve 16 Mart 2012 günü her zamanki gibi ani bir kararla spora başladım. yoldayken bile ''ne sporu yıaa maksat hareket olsun'' diyordum ama spor salonundan içeri girdiğim an artık hiçbir şey aynı değildi. o spor aletleri, insanlardaki o azim o heves, bir avuç poposuyla hala ter döken 57 yaşındaki kadınları görüp bide kendime bakınca en büyük küfürleri hakettiğim ortadaydı. abi o fizik bende olsa ne gelcem lan spor salonuna hayret bişi diyerek de zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalıştım. bu dediğim tamamen salaklık tabi, kilonu korumak denen bişey var ve o sporu bıraktığı an adam biliyor danalar gibi olacağını. ve helal olsun ki istikrarlı ve kararlı. oraya gelip hala böyle düşünebildim yani bravo bana. bütün koşullar benim 1-0 haksız olduğumu ve kendimi kandırdığımı, efendi gibi popomu kaldırıp zayıflamamın tek çare olduğunu gösteriyordu. bense savunma mekanizmalarımı sonuna kadar açmış üstüme üstüme gelen gerçekler karşısında Don Kişot gibi savaşmaya çalışıyordum. neyse ki orayı sevmem için bir sürü sebep vardı. en önemlisi deniz manzarası vardı düşün, tamam dedim ben kilo vericem heralde. bi umutlandım valla.

sonra ben tam böyle monologlarımla meşgul, feşın tv'yi bilerek zapinglemeyip onlar orda bana küfreder gibi yürüyüp ''ahaha popoya baldırlara bak aiyy hiç gülceeem yoktuu'' diye kahkahalar atarken aynada cansevere dönüşmüş kendime eziyet çektirirken karşımda birşey gördüm. insan değildi, olamazdı. uzaylı mı diye baktım, hayır uzaylı böyleyse yarın atlayıp gidelim hacı diyorum alla alla ne lan bu derken onun gerçeküstü birşey olduğunu anlamıştım. kumral, uzun boylu, kadınların hasta olduğu holivut aktörlerinin hepsinin tek vücutta can bulmuş hali karşımda duruyordu. ve herkesin bildiği adıyla Reklamcıinsankişisi, yani ben, o an aynaya baktım ve hayatımın kararını verdim! bu sen değilsin dedim ve artık böyle olmayacaksın. ve bir maceram böylece başlamış oldu.

4 yorum: